Avrupa Stadları

Klasik bir futbol asla sadece futbol değildir girişi yapalım. Çok daha fazlasıdır çünkü. Aslında bu ünlü sözü ortaya atan Simon Kuper, bir futbol güzellemesinden çok bir futbol eleştirisi yapıyordu. Çünkü Dinamo Kiev’i anlattığı bölümde geçen bu sözün devamı futbol politikacıları ve mafyayı da ilgilendirir olarak devam etmekteydi. Buna karşın biz cümlenin belli bölümünü alıp onu futbol güzellemeleri için kullanabiliyoruz. Yine bir futbol güzellemesi yapıp futbolun sadece saha içinde olanların biraz dışına çıkıp bu sefer bizzat sahalara, stadyumlara bakıyoruz. Avrupa’da görülmesi gereken 13 Stadı kopipeyst usulü listeliyoruz.

1. Allianz Arena, Münih, Almanya – FC Bayern Münih, TSV 1860 Münih

Almanya’da düzenlenen 2006 Dünya Kupası’ndan hemen önce inşa edilmiş olan Allianz Arena, kesinlikle Avrupa’nın en modern stadyumlarından biri. Etkileyici mimarisinin en önemli detayı ise bir araya gelmiş dev yastıkları andıran ve rengi değişebilen dış cephesi. Stadyum, FC Bayern München’in maçların kırmızı, TSV 1860 München’in maçlarında ise mavi renklere bürünüyor. Diğer maçlarda ise orijinal beyaz rengini koruyor.

2. Giuseppe Meazza veya San Siro, Milano, İtalya – AC Milan, İnter

Resmi ismi Giuseppe Meazza olsa da, bulunduğu mahallenin ismi San Siro’yla anılan bu stadyum 80.018 seyirci kapasitesiyle İtalya’nın en büyüğü. Türkiye’de Beşiktaş’ı da çalıştıran İtalyan futbol adamı Giuseppe Meazza stada adını vermiş. İtalya’nın birinci ligi Serie A’nın iki büyük takımı AC Milan ile Inter Milan’a ev sahipliği yapan San Siro’da derbiler çok çekişmeli oluyor. Bu maçlar için stadyumda hiç boş yer kalmıyor. Eğer AC Milan’ın San Siro’da bir maçını izlemek istiyorsanız, biraz acele etmelisiniz, zira kulüp 2018/1019 sezonundan itibaren, yeni inşa edilecek bir stadyuma taşınmayı planlıyor.

3. II. Louis, Monako, Monako – AS Monaco

Monako’da bulunan Ligue 1 takımlarından ve bu seneye kadar bir prens Albert bir Prenses Charlotte Casiraghi ve bir de bu satırların yazarı tarafından tutulan AS Monaco’nun ev sahipliğini yapan II. Louis Stadyumu, Monako Prensi III. Rainier tarafından 25 Ocak 1985 tarihinde açılmıştır. Stadyum ismini Prens Rainier’in büyükbabası Monako Prensi II. Louis’den almıştır. Aslında prenses futboldan çok biniciliğe meraklı ama olsun. Az da olsa onunla ortak bir noktamızın olduğunu bilmek güzel. Yani çok güzel, prenses, yani stadyum. Aslında ikisi de güzel ama prenses daha güzel. Neyse yaklaşık 18.500 kişilik stad bu liste de yer alanlar arasında en az kapasiteye sahip olan. Büyük ihtimalle doluluk oranı da en az olan stad. Yine büyük ihtimalle seyircilerin yıllık gelirinin oynayanlardan yüksek olduğu tek stad özelliği var. Monacodan bahsediyoruz. Sokaklarında ortalama bir trafik kazasının maliyeti 100 bin dolardan başlıyor. Stadyumun ne kadar önemli olduğunu belirtmek için bir veri daha eklemek gerekirse II. Louis Stadyumu, 1998 ile 2012 yılları arasında, her yıl UEFA Süper Kupası’na ev sahipliği yapmıştır. Aynı zamanda stadyumda atletizm mücadeleleri de yapılmaktadır.

4. Santiago Bernabéu, Madrid, İspanya – Real Madrid

Şüphesiz ki dünyanın en büyük kulübü Real Madrid ve onun stadı bu listede olmasa olmazdı. Eğer Madrid’e birkaç günlüğüne, kısa bir şehir kaçamağı yapmaya gidiyorsanız, şehir merkezinden çok da uzak olmayan Santiago Bernabéu’ya da uğramalısınız. Eğer Real Madrid’in burada maçı olan bir güne denk gelecek kadar şanslıysanız, stadyumun 81.044 koltuğa sahip dik tribünlerinde Cristiano Ronaldo ve takım arkadaşlarını canlı izleyebilir ve tutkulu seyircilerin “Hala Madrid” tezahüratlarına eşlik edebilirsiniz. Eğer kısa dönemde gidemezseniz de problem değil. Gittiğiniz her hangi bir zamanda dünyanın en iyi oyuncularını izlemeniz garanti.

5. Old Trafford, Manchester, İngiltere – Manchester United

Efsanevi futbolcu Sir Bobby Charlton tarafından “Düşler Tiyatrosu” olarak anılan Old Trafford, 1910 yılında açıldığından beri İngiltere’nin en iyi kulüplerinden ikincisi (Yazar Liverpool’lu) olan Manchester United tarafından kullanılıyor. Bugüne kadar birçok şampiyonluğa tanıklık eden bu yaşlı ama dinamik stadyumda tribünler, hemen kale ve taç çizgilerinin yanından başlıyor ve aynı anda 75. 371 seyirciyi ağırlayabiliyor.

6. Signal Iduna Park, Dortmund, Almanya – BV Borussia Dortmund

BV Borussia Dortmund’un maçlarını yaptığı Signal Iduna Park, ya da eski ve daha çok bilinen ismiyle “Westfalen stadion”, 81.359 seyirci kapasitesiyle, Almanya’nın en büyük stadyumu. Signal Iduna Park’ta maç izlediğinizde, takımlarının rengi olan sarı giysiler içindeki Borussia Dortmund taraftarlarının bitmek bilmeyen tezahüratlarını görünce bir takımı gerçekten desteklemenin ne demek olduğunu da çok iyi anlıyorsunuz. Gelbe Wand yani Sarı Duvar’ın içinde olmak da bir başkadır, onların karşısında olup onları izlemek de. Zor seçim ama karar sizin. Tavsiye Sarı duvarın karşı tribünü olacaktır. 

7. Celtic Park, Glasgow, İskoçya – Celtic

Tam 60.355 seyirciyi aynı anda ağırlayabilen ve İskoçya’nın en büyük stadyumu olan Celtic Park’ta, coşkulu Celtic FC taraftarlarıyla birlikte bir derbi maçı izlemek, adeta bir karnavalı izlemekle eşdeğer! Ama bir Glasgow Rangers derbisine denk gelemezseniz de üzülmeyin, zira bu çılgın taraftar topluluğu hemen hemen hiçbir maçta takımlarını yalnız bırakmıyor ve aynı heyecanlı atmosferi yaşatıyor. İskoçya futbolu her ne kadar iki takımın hakimiyetinde olsa da hala saf futbolun ve taraftarın olduğu ülkelerin başında geliyor. Bu yüzden tribün atmosferi yaşamak istiyorsanız kesinlikle bulunmanız gereken bir ortam. Hele bir de oldfirm’e denk gelirseniz.

8. Vodafone Arena, İstanbul, Türkiye – Beşiktaş JK

Zamanında Cruyf’a Hollanda ile oynadığımız bir maç sonrası, “Sizce Türk Milli Takımından Avrupa’da oynayacak oyuncu var mı?” diye sormuşlardı ve cevap olarak “ Türkiye Avrupa’da değil mi?” gibi müthiş bir kontra almıştı bizim spor basınımız. Cruyf’a cevabımız evet olduğu için Vodafone Arena da bu listede. Tribün coşkusu, konumu ve modernliği ile yeni stadyumlar arasında önemli bir yer edinmiş durumda. Eğer takımda iyi ise sadece tribün eğlenceleri dahi gidip bir maçı orada geçirmeye yeter aslında.

9. Vélodrome, Marsilya, Fransa – Olimpik Marsilya

1937’de açılan ve Fransa’nın en ünlü futbol takımlarından Olympique Marseille’in maçlarına ev sahipliği yapan Véledrome’un Türkçe’ye tercümesi “bisiklet yarış pisti”. Bu ismi almasının sebebi ise, stadyum ilk açıldığında, tribünlerinde hemen aşağısında bisiklet yarışlarının yapıldığı bir pistin bulunması. 2016 Avrupa şampiyonası için de yenilenen stad, Fransa’nın en iyilerinde. Eğer Marsilya’ya yolunuz düşerse, 67.344 seyirci kapasitesine sahip bu stadyumda Fransa’nın en fanatik seyircilerinden olan Olympique Marseille taraftarlarıyla birlikte bir maç izlemenin keyfini yaşamalısınız.

10. Anfield, Liverpool, İngiltere – Liverpool FC

İşte torpilin büyüğü geldi. Belki stadyumların en büyüğü, en güzeli ya da en moderni değil ama Liverpool FC’nin iç saha maçlarını oynadığı Anfield’ın öyle etkileyici bir ambiyansı var ki burada futbol izlemenin verdiği his tarif edilemez… Seyirci kapasitesi 2016-2017 sezonunun başında büyütülen ana tribünle beraber 54.074 olan bu stadyumun en önemli özelliklerinden birisi ise, Avrupa’da tezahüratların yapılmaya başlandığı ilk stadyumlardan olması. Tabii Anfield’deki hemen hemen her maçta taraftarların tek bir ağızdan mutlaka söylediği meşhur “You’ll never walk alone”, yani “Asla yalnız yürümeyeceksin” sloganından bahsetmeden de olmaz. Efsane KOP tribününü izlemeye dahi gidilebilir

11. Estádio Municipal de Braga, Braga, Portekiz – Sporting Braga

Portekiz’in Sporting Braga takımının maçlarını oynadığı Estadio Municipal’a gelen hiç kimse, harika bir futbol ya da süper eğlenceli bir ortam beklemiyor. Aslında fena bir takım ve gittiğinizde güzel bir futbol maçı izletmeyi vadeden bir takımın sahası. Ancak 2004 yılında Portekiz’de düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonası için inşa edilen bu stadyum, kendine has mimarisiyle büyük ilgi görüyor. Stadyumdaki kalelerden birisi, stadyumun inşa edilmesi için oyulmuş olan dev bir kayalığın hemen önünde yer alıyor.

12. Camp Nou, Barselona, İspanya – FC Barcelona

Barselona’nın tam kalbinde yer alan ve efsanevi kulüp FC Barcelona’ya ev sahipliği yapan Camp Nou, tam 99.354 seyirci kapasitesiyle hem İspanya’nın hem de Avrupa’nın en büyük stadyumu. Burada sadece maç izlemekle yetinmeyip, tüm stadı rehberli bir turla da gezebilirsiniz. Tur dâhilinde kulübün müzesini gezebileceğiniz gibi, sayısız futbol efsanesinin ayak bastığı sahaya da inebilirsiniz. Oraya kadar gitmişken, stadın hemen yanında yer alan ve bugüne kadar Messi, Piqué ve Iniesta gibi dünyanın en başarılı futbolcularından bazılarını yetiştirmiş olan, FC Barcelona’nın yatılı futbol okulu La Masia’yı da görmelisiniz.

13. Ramón Sánchez Pizjuán, Sevilla, İspanya – Sevilla FC

Estadio Ramón Sánchez Pizjuán, söylemesi bile heybetli. Yeni doğan bir çocuğa bu isim verilse en kötü kral olur. Başında bir de Juan olsa tamamdır. Aslında ona sevilla’nın kralı da diyebiliriz. 17 yıl boyunca Sevilla FC’nin başkanlığını yapmıştır ve ölümünden sonra yeni yaılan stada onun adı verilmiştir. Sevilla FC’nin maçlarını 1958 yılından beri oynadığı stadyumda ilk maç Sevilla’nın ezeli rakibi Real Betis ile oynanmış ve Sevilla 4-2 kaybetmiştir. Aslında taraftarın o maç sonrası stadı yıkması beklenebilirdi ama sabırlıymışlar. 45.000 kişi koltuklu Pizjuan stadını eğer bir derbi maçta ya da büyük maçta görürseniz stada neden ‘cehennem’ denildiğini tam olarak idrak edebilirsiniz.