2001: Bir Uzay Macerası ile Bilim Öğrenmek

0
366

Bilim ile ilk karşılaşma genellikle bilim kurgu filmleri ya da romanları aracılığı ile olur. Bugünlerde Yıldız Savaşları gibi yapımlar artık fizik kuralları ile çelişen senaryolarla gündeme geliyor olsa da eskiden bilimsel açıdan bireylere bilgi ve katkı sağlayan, izledikçe ufku kat kat genişleten yapımlar vardı. Bunların başında bilim kurgu deyince ilk akla gelen klasikleşmiş 2001 Bir Uzay Macerası filmi gelir. Bu film piyasaya çıktığı zamandan beri halk eğitimi üzerinde önemli bir etkiye sahip olmuştur. Benim lise ya da orta okul zamanında fizik öğretmenim olmadı, en azından fizik bölümünden mezun bir bireyden bu dersi alma şansım olmadı ama eminim ki olanlar, eğitimcilerde bile bu filmin etkisini görmüşlerdir.

 

2001 Bir Uzay Macerası filminin gösterime giriş tarihi insanoğlunun aya ayak basmasından daha önceye denk gelir. Ardından geçen yıllarda gelişen bilimsel keşiflere, ilerleyen teknolojiye, kaliteli yapımlara imkan veren ilerlemelere rağmen 2001 Bir Uzay Macerası filmi geleceği öngören, bilimsel açıdan realistik ve tutarlı olarak bugün bile türünün en iyisi olma konusunda sinema dünyasında yerini korur. İyi bir film, gerçeği eğlence amaçlı genişletir, ancak harika bir film, ikna edici olması için izleyicinin inanamayacağını düşünse de, gelecekteki gerçeği gözler önüne sermekten çekinmez. Aslında bilim kurgu filmlerinin bilim insanları tarafından da izleneceği bilinir ve bu nedenle bilimsel açıdan öğretici olması sağlanır.

Kubrick’in Uzay Macerası filmi ilk önce Einstein’in Görelilik Kuramı’na dikkat çekti. Bu yol ile uzay araştırmalarına yapılan yatırımları ateşledi.

Kubrick’in amacı, Homo sapiens’in Evrende yerini gösterecek bir film yapmaktı. Bu yüzden, filmi şafak vaktiyle başlatarak araçların ve teknolojinin ortaya çıkışına odaklanıyordu.

Kubrick, ay gezisi sahneleri, yolcunun yüzen kalemi ve asılı kolu ve uçuş görevlisinin Velcro ayakkabılarıyla gerçekçi bir şekilde mikrograviteyi gösterdi.

Oldukça gelişmiş uzay araçları ile de bu filmde tanışıldı. Uzay yolculuğunun her bir ayağı, spesifik işlevi için üretilen araçlar ile gerçekleştirildi.  2001’in odağı, mevcut ve gelecekteki teknoloji açısından gerçekçi olan kendi güneş sistemimiz dahilindeki gezegenler arası seyahatti.



Astronatların egzersiz yapmaları gerektiğinden de bizi haberdar etti. Uzaydaki egzersiz aktivite olsun diye yapılmaz, bu bir zorunluluktur. NASA çalışmaları, yerçekimi eksikliğinin kas atrofisine ve mitokondriyal güç kaybına neden olduğunu ve bu nedenle, Uluslararası Uzay İstasyonu üzerinde günlük egzersizin şart olduğunu göstermiştir.

Kubrick bu filmde, uzay yolculuğunun kısıtlamalarını ve tehlikelerini de ele aldı. Einstein’ın Görelilik Teorisi, teknolojiye bakılmaksızın (şimdiki veya gelecekteki) maddenin hızlı olabilmesi için nihai bir hız sınırının olduğunu söylüyor. Işık hızına yaklaşan hızlarla seyahat edersek (bu arada inanılmaz miktarda enerji gerektirir) kendi galaksimizi keşfetmek bu durumda bile çok uzun zaman alacaktır. Bu nedenle Kubrick bu filmde, diğer filmlerdeki gibi ışık hızına ulaşmayı kolay bir iş olarak göstermemiştir.

Bu filmde uzayda ses olmadığı da ele alındı. Yardımcı komutan Frank Poole (Gary Lockwood) uzayın boşluğuna fırlatıldığında çığlığı duymaz. Çünkü ses dalgalarının yayılmak için havaya ihtiyaçları vardır.

Tüm bu açılardan ele alındığında Star Trek ya da Yıldız Savaşları gibi diğer büyük bilim kurgu yapımları ile kıyaslandığı zaman, Kubrick’in 2001: Bir Uzay Macerası filmi hem daha gerçekçi hem de oldukça öğreticidir.

Bu nedenle diğerleri gibi fantastik bilim kurgu olarak sınıflandırılmaz. Salt bilim kurgu yapımıdır.

Ellerine sağlık Stanley Kubrick.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here